Hakkımızda

Firmamiz 2003 Senesinde 2 Kardeşin Ortaklaşa Kurdugu Alüminyum Dograma Ve Plastik Panjur Işiyle Ticarete Başladik Ilerliyen Dönemlerde önümüze çikan Firsatlari Degerlendirip 2005 Senesinde Pvc Kapi Ve Penceresektöründe Yetkili üretici Bayii Olarak Işimize Bir Adim Daha Atip Devam Ettik,2010 Yılından İtibarende Cambalkon ve Camlama Sistemlerinin Üretici Bayii Olarak Grubumuza Camlamayı Kattık…….

HİÇ BİR MAL YOKTURKİ KALİTEN ÖDÜN VERİLİP DAHA UCUZA SATILSIN...


Saygılar...

Cem BAYRAK & Deniz BAYRAK

Cam Balkon Nedir?

Balkon kapama, balkon camlama, cam balkon, katlanır cam benzeri isimler ile adlandırılır, balkonlarını daha işlevsel olarak kullanmak isteyen daire sahipleri için ideal bir sistemdir.Bu sistemde istenildigi takdirde camları açılan kanat üzerine toplayıp tekrardan açık bir balkon olarak kullanmayı sunar.

Cambalkon sistemlerinin sağladığı en büyük etken, balkonları istenildiği zaman kapalı bir mekan haline getirebilmektir. Bu sayede dışarıdan gelebilecek olumsuz hava koşullarından dolayı, yağmur gibi,gürültü, toz, haşere, gibi olumsuz durumlardan korunabilmektedirler.

Balkon camlama sistemlerinin temel unsuru camdır. Sağladığı şeffaflık sayesinde binanın dış görüntüsüne estetik bir görüntü de sağlar. Kullanılan camlar, güvenlik ve sağlamlık gerektiren temperli güvenlik camlarıdır. Uygulamanın yapılacağı mekana ve kullanılacak sisteme göre, 8 mm camlar kullanılır.

Kolay silinebilir tasarımı ile balkon ve teras bahçelerinizin vazgeçilmez parçası.

Balkonlarımızı, manzarasını bozmadan kullanabilme imkanına sahip olmanızı sağlar. Ayrıca; Cafe veya Restoranlarınızı da geniş bir mekan ve oturma yeri sağlar. Yazları açılıp, kışları da kapatılarak bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır.

Panel Tel Çit

Dekoratif panel çit sistemleri sizin için değerli olan alanları güvenlik altına almak amacıyla uygulanmaktadır..

Panel çit sistemleri Toprak, Beton, Duvar ve Kademeli Duvar vb. zeminler üzerine uygun ve kolay bir şekilde montaj edilebilmektedir.

Plastik Dograma

Günümüzün artan enerji masraflarından dolayı, her geçen gün daha fazla ısı yalıtımı üzerinde durulmakta ve yeni sistemler geliştirilmekte.

Binamızda en çok ısı kaybına sebep olan yerlerin başında pencereler gelmektedir. Yaklaşık olarak, ısıtma veya soğutma masraflarının %25 i pencerelerin sebep olduğu yetersiz yalıtımdan kaynaklanmaktadır. Cam ısı kaybına en çok etki eden maddedir. Buna karşılık hava ısı yalıtımı sağlanmakta kullanılabilecek en iyi maddelerdendir. Özellikle iki cam arasında oluşturulan hava tabakası ısı yalıtımı için çok uygundur. Özellikle çok soğuk bölgelerde, iki cam arasında kullanılan havaya , argon da eklenebilmektedir. İki cam arasındaki hava yastığı ne kadar fazla olursa ısı yalıtımında o kadar fazla olur. Bu nedenle pvc pencere sistemlerinde kullanılan çift cam sistemi, ısı yalıtımını maksimum seviyede sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.

Isı yalıtımında, pencere çerçevelerinde büyük rol oynamaktadır. Pencere çerçevelerinde ağaç, alüminyum, pvc gibi farklı malzemeler kullanılabilmektedir. Alüminyum, uzun kullanım süresi, düzgünlüğü gibi özellikleri ile beraber, ısı yalıtımı konusunda. Isıyı çok iyi iletir. Bununla beraber, ağaç ısı yalıtımında iyi olmakla beraber, yağmura dayanıklılığı çok iyi değildir. Ağaç pencere , ahşap pencere, boyanabilir olmasından dolayı , istenilen renge boyanabilir fakat bu dış sistemlerden çok kolay bir uygulama değildir. O nedenle , özellikle yüksek binalarda çok tercih edilen bir ürün çeşidi değildir.

Yukarıdan farklı özelliklerinden bahsettiğimiz, ahşap pencere ve alüminyum pencere eksikliklerini kapatan, ısı yalıtımı ve ses yalıtımını en iyi şekilde yapan pvcpencere sistemleridir. PVC PENCERELER günümüzde kullanabileceğiniz en uygun pencere çeşitleridir.

PVC doğrama sistemlerinden bazıları

Tek kanat açılım pencere sistemi: Menteşeler etrafında kanadın daire çizecek şekilde dönerek açılması ile gerçekleşir. Pencereler için en kolay uygulama olup özellikle büyük ebatlarda problem çıkarma riskleri vardır.

Çift açılım pencere sistemi: Çift açılım, PVC kanatların 75 derecelik açı ile açıldığı pencere sistemleridir. En büyük avantajı ise perdeyi açmadan evin içinin havalandırılmasıdır. Kullanışlı bir sistemdir.

Çift kanat açılım pencere sistemi: Geniş alanlara açılabilen, açıldığında da görüntünün bölünmediği iki kanattan oluşan kapı veya pencere sistemleridir. Kanatlardan biri sağa, diğeri sola açılır. Kanatlardan önce kapanıp daha sonra açılanı pasif kanat olarak adlandırılır. Pasif kanatlar tek açılımlar gibi çalışır, sabitlenme şekillerine göre farklılıklar içerirler. Fişek sürgülü, çift kollu, adaptör ispanyoletli gibi farklı uygulamaları vardır. Aktif kanat ise isteğe bağlı olarak diğer türlü PVC kapı ve pencere uygulamalarından her hangi biri ile çalıştırılabilir. Daha çok kullanılacak kanat hangisi ise onun aktif yapılması doğru olacaktır.

Vasistas açılım pencere sistemi: Tek açılımın yatay çalışan şeklidir. Daha çok banyo ve tuvalet pencerelerinde kullanılır. Yanlarından bağlı makasların müsaade ettiği kadar açılırlar. Bu makasların özelliklerine göre kademeli açılabilirler. Yerine ve isteğe bağlı olarak kollu (ispanyoletli), çarpma, ters vasistas veya yüksek vasistas uygulamaları gibi çeşitleri vardır. Problemsiz çalışırlar.

Sürme pencere sistemi: Yatay eksende alüminyum ray profili ve tekerlekler üstünde sürülerek hareket eden ve izolasyonu fırça (kıl fitil) contalar ile sağlanan sistemlerdir. Normal kapı ve pencere açılımlarının mümkün olmadığı sınırlı ve dar alanlarda daha çok tercih edilir.

Alüminyum Isı Yalıtımlı Doğrama Sistemleri

İç ve dış alüminyum profillerin,ısı yalıtımı sağlamak amacıyla yalıtkan bir profille birbirine bağlanmasıyla oluşturulan doğrama sistemidir. Bu yalıtkan profil, isteğe bağlı olarak yerli yada ithal (polyamid) olarak kullanılabilir.

Alüminyum yapısı itibariyle ısı iletim katsayısı yüksek bir malzemedir. Polyamid ise düşük toleranslarla hassas olarak üretilebilen ısı iletim katsayısı son derece düşük, mukavemet ve sertliği ise oldukça yüksek olan bir malzemedir. Bu özelliklerinden ötürü, alüminyum sistemlerin yalıtımında kullanılabilecek uygun bir malzemedir

Alimünyum Küpeşte

Merdivenlere, balkonlara, havuz kenarlarına ve inşaatların birçok bölümüne emniyeti ve hoş bir görünümü sağlamak için alüminyum profiller kullanılarak yapılan dekorasyona alüminyum küpeşte denir.

Malzemelerin temizlik dışında hiçbir bakım gerektirmez ve yıllarca sorunsuz kullanım imkanı sağlaması gibi üstün özellikleri sayesinde bugün modern ve akıllı yapıların tamamlayıcısı ve vazgeçilmezi haline gelmiştir.

Sağlam ve hafif olması ile yapılarınıza ekstra yük binmez,

Her yapının konumuna göre uygun çözümler, kullanım kolaylığı ve uygulama çeşitliliği sağlar.

Hem iç, hem de dış mekanlarda rahatlıkla kullanılabilir.

Kış Bahçesi

Kış bahçesi her bahçeye mekana uygun tasarlanıp uygulanabilmektedir. Kış Bahçesi sistemleri ile mekanlarınızın çehresini tamamen değişecek. Kış bahçesi sistemleri size ayrıca enerjiden tasarruf imkanı sunmaktadır.Güneş panelleri sayesinde sadece estetik ve kusursuz alanlara değil ayrıca enerji tasarrufuna kavuşursunuz.

Mevsimlerden etkilenmeden mekanlarınızı kullanmanıza yardımcı bir sistemdir. İster bahçenizde İster çatınızda uygulanabilecek sistemler KATLANIR CAMLAMA SİSTEMLERİ,P.V.C. DOGRAMA VE ALÜMİNYUM DOGRAMA İLE yapılan kapalı ve camlı mekanlara kış bahçesi denir. Kış bahçesi avrupada kullanılan bir üründür. Ülkemize son bir kaç yılda gelmiştir. Kış bahçesinin çok değişik modelleri ve türleri vardır.

Portatif Sineklik Sistemleri

Sineklik çerçevesi alüminyum profilden üretilmiş olup, köşe takozları ve tutamakları plastiktendir.

Sökülüp takılıp ve yıkanabilen bir sinekliktir.

İçe açılır sineklik:

Kasa + kanattan oluşmaktadır.

Kasamızda kıl fitil yuvası mevcuttur.Bu sayede sinekliği kaptatığınız zaman tam izolasyon saglar.

Kasalı Kapı Sineklik:

Kapı sinekliğimiz 19*53 Alüminyum Profilden olup, gayet saglam ve dayanıklıdır.Kesinlikle sarkma yapmaz

Sürme Sineklik:

Üst ten askı makaralıdır.Asma makara sayesinde tekerlerklere kesinlikle toz,çamur .vs. bulaşmaz ve uzun yıllar rahatlıkla kullanılabilir.

Motorlu Panjur

Pek çok yapıların vazgeçilmez yalıtım ve güvenlik malzemesi olan panjur sistemleri, her sektörde olduğu gibi otomasyon ile tanışması ile birlikte yepyeni bir döneme girdi.Tam otomatik Panjur Sistemleri ve yarı otomatik panjur sistemleri olarak imal edilen bu ürünler, bir kumanda yardımı ile yada önceden süre ayarlama özellikleri ile zamanı geldiğinde hiçbir müdahale gerektirmeden kendiliğinden açılıp kapanan özelliklere kavuşturulmuştur.

Motorlu Panjur Sistemleri olarak imal edilen ve kullanıcılarına büyük rahatlık yaşatan bu sistemler değişik malzemeler kullanılarak pek çok renk seçenekleri ile üretilerek uygulandığı alanlara dekoratif ve şık bir görünüm kazandırdığı gibi fonksiyonel kullanımı ile büyük kolaylık sağlamaktadır.

Dış etkenlerden sıcak ve soguk olumsuz hava koşullarından daireniz içinde kullandıgınız yazın klima,kışında ısıtma sistemlerine ayırdıgınız bütçenize katkıda bulunur yalıtımı en üst düzeyde saglayıp korur,

Poliüretan köpük dolgulu olması ve dış yüzeyinin alüminyum ile kaplı olmasından dolayı açılıp kapanma sırasında panjur profillerinin deforme ve oda içinde bulunan eşyalarınızın güneş ışınlarından etkilenmemesini saglar kapalı konumundayken

İLETİŞİM

Mithatpaşa Caddesi No.289/B Balçova/İZMİR

Telefon : 0 232 277 47 48                            Fax :0 232 279 33 81

Cep :0 533 740 70 30 (CEM BAYRAK)        Cep :0 533 487 03 68 (DENİZ BAYRAK)
deniz@oz-ga.com

Atatürk Köşesi

" Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fenin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir. " 1924

Mustafa Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal'in Çocukluğu ve Eğitimi

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal. 1881 yılında Selanik'te doğmuştur. Babası Ali Rıza Efendi, bir gümrük memurudur. Annesinin adı Zübeyde Hanım'dır.

İlkokul eğitimi için, Selanik'teki Şemsi Efendi okuluna gitmiş, ancak babasını çok küçük yaşlarda kaybedince okuldan ayrılmak zorunda kalmıştır. Mustafa, kız kardeşi Makbule ve anneleri, dayıları ile birlikte, Selanik yakınlarındaki çiftlik evine yerleşmişler; yaşamı bu şekilde bir süre devam etmiştir.

Mustafa çiftlikte çalışırken, annesi okula gitmemesinden endişe duymaya başlamıştır. Sonra, annesinin Selanik'te bulunan kız kardeşinin yanına giderek Askeri Rüştiyeye kaydını yaptırmıştır. Rüştiye'yi 1895 yılında bitiren Mustafa Kemal Manastır'daki Askeri İdadi'ye girmiş ve başarılı bir şekilde bitirmiştir.

Mustafa Kemal daha sonra İstanbul'a gitmiş, 13 Mart 1899 yılında başladığı Harbiye'yi bitirdikten sonra,1902 yılında Harp Akademisine başlamış ve 11 Ocak 1905 yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.

Atatürk'ün Görüşleri

Ekonomi üzerine

Atatürk Devrimlerinin sonucunda, Türkiye'nin ekonomik yapısı tümüyle iyi yönde bir gelişme göstermiştir. Kapitülasyonların kaldırılması ile birlikte, ulusal bir ekonomi için gerekli olan temel atılmıştır. Atatürk'ün ülke ekonomisi hakkındaki düşüncesini, "Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür" sözlerinde bulmak mümkündür.

Dış Politika üzerine

O dönemde birçok ülke yöneticisinin izlediği iç çatışma politikalarına, polis devleti taktiklerine ve nihayet uluslararası ihtilaflara yönelmelerine rağmen, Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözüne sıkı bir biçimde, bağlı kalan Türkiye, bu dönemde ülke içerisindeki devleti ve onun kurumlarını içten çökertme girişimlerini engelleyebildiği gibi, savaşlara da bulaşmamayı başarmıştır.

Atatürk İlkeleri

Cumhuriyetçilik:

Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet'te görmüştür.

Halkçılık:

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

Laiklik:

Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.

Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.

Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır

Devrimcilik:

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır. Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

Milliyetçilik:

Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.

Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir; yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine, gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

Devletçilik:

Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

Ordu Kumandani Olarak Mustafa Kemal

1906 yılında Şam'a gönderilen Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam'da "Vatan ve Hürriyet" adında bir dernek kurmuşlardır. 1911 yılında İtalya ile yapılan savaş esnasında, kendi isteğiyle Trablus'a gitmiş, Derne ve Tobruk'un savunmalarında görev almıştır. Mustafa Kemal henüz Libya'da iken başlayan Balkan Savaşında da, başarılı bir kumandan olarak (1912 - 1914) hizmet vermiş ve savaş sonunda Sofya'ya askeri ataşe olarak atanmıştır.

Mustafa Kemal'in Sofya'da bulunduğu sırada 1. Dünya Savaşı çıkmıştır. 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilen Mustafa Kemal, kritik bir zamanda Anafartalar'daki Türk kuvvetlerine kumanda etmiştir.

Bu sırada İngilizler, Fransızlarla birlikte Çanakkale Boğazı'na çıkarma yapmış, savaş esnasında, Mustafa Kemal'in kalbinin üzerine bir şarapnel parçası isabet etmiş ise de, göğüs cebinde bulunan saati onun hayatını kurtarmıştır. Mustafa Kemal o anda içinde bulunduğu ruh halini üstlenmiş olduğu büyük sorumluluğa bağlamış ve : "Aslında, bu tür bir sorumluluğu üstlenmek hiç de kolay değildi, ancak yurdumun parçalandığını görmektense ölmeyi tercih etmiş olmam nedeniyle, bunu gururla kabul ettim." sözleriyle duygularını ifade etmiştir. Düşman saldırısının püskürtülmesinde Mustafa Kemal'in üstün cesareti, askeri bilgisi, yeteneği ve uzak görüşlülüğünün büyük bir rolü olmuş, genel olarak Çanakkale, özel olarak Anafartalar savunması, dünya siyasi ve askeri tarihine onun adıyla yazılmıştır.

Mustafa Kemal daha sonra Kafkaslarda ve Suriye'de hizmet etmiş ve 1918 Mondros Mütarekesi'nden hemen önce Suriye'de bulunan Yıldırım Orduları grubunun kumandanlığına getirilmiştir. Mütarekeden (ateşkes) sonra, İstanbul'a dönmüştür.

İstiklal Savaşı

Mondros Mütarekesinden sonra, anlaşmayı imzalamış olan ülkeler anlaşmanın öngördüğü koşullara uymamışlardır. Çeşitli bahaneler öne süren İtilaf Devletlerinin ( Fransa, İngiltere ve İtalya ) Donanmaları İstanbul'a gelmiş, Adana vilayeti Fransızlar tarafından, Urfa ile Maraş vilayetleri ise, İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Antalya ve Konya'da İtalyan askerleri, Merzifon ve Samsunda ise İngiliz askerleri, hemen her yerde yabancı subaylar, yetkililer ve ajanlar vardır. Yine İtilaf Devletlerinin onayıyla Yunan Ordusu'nun 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkması üzerine, Mustafa Kemal Anadolu'ya gitmeye karar vermiş ve 16 Mayıs 1919'da, "Bandırma" isimli küçük bir tekne ile İstanbul'dan ayrılmıştır. Mustafa Kemal, Anadolu'ya yapacağı bu yolculuğu esnasında düşmanlarının bu gemiyi batırmayı planladıkları konusunda uyarılmıştır. Ama o bundan korkmamış ve 19 Mayıs 1919 Pazartesi tarihinde Samsuna ulaşarak Anadolu toprağına ayak basmıştır.

İşte bu tarih, Türk İstiklal Savaşının başlangıcıdır. Mustafa Kemal bu tarihi daha sonra kendi doğum tarihi olarak da seçmiştir.
Böylece, Anadolu'da bir ulusal direniş dalgası oluşmuş, Doğu'da Erzurum'da da bir hareketlilik başlamıştır. Mustafa Kemal hızlı bir biçimde hareket ederek tüm organizasyonun başına geçmiştir. 1919 yılının yazında yapılan Erzurum ve Sivas kongrelerinde ulusal bir sözleşme ile ulusal hedefler ilan edilmiştir.

İstanbul'un, İşgal kuvvetlerince işgal edilmesi üzerine, Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisini açarak merkezi Ankara olan yeni ve geçici bir hükümet kurmuştur. Mustafa Kemal aynı gün Meclis Başkanlığına getirilmiştir. Bu sırada Yunan Ordusu da, Çerkez Ethem'in ayaklanmasından yararlanarak ve onunla işbirliği içerisinde Bursa ve Eskişehir yönünde harekete geçmiştir. Ancak 10 Ocak 1921 tarihinde, düşman kuvvetleri Batı Cephesi Kumandanı Albay İsmet İnönü ve orduları tarafından çok ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. 10 Temmuz 1921 tarihinde ise, Yunan Ordusu beş tümen ile Sakarya'ya bir cephe saldırısı başlatmıştır. 23 Ağustos tarihinden 13 Eylül tarihine kadar aralıksız olarak süren büyük Sakarya Savaşı sonrasında, Yunan Ordusu yenilmiş ve çekilmeye zorlanmıştır. Bu savaş sonrasında, Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Gazi ve Mareşal unvanlarını vermiştir. Düşmanlarını ülkesinden kovmaya kararlı olan Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1922 sabahında, ordularına saldırıyı başlatma emrini vermiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde, tüm düşman kuvvetleri Dumlupınar'da ya öldürülmüş ya da esir edilmiş, düşman ordularının Kumandanı General Trikupis esir alınmıştır.

9 Eylül 1922 tarihinde Atatürk'ün "ORDULAR! İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR, İLERİ!..." emriyle, kendilerini kovalayan ordularımızdan kaçmakta olan düşman kuvvetleri İzmir yakınlarında denize dökülmüşlerdir.Olağanüstü askeri bir yeteneğe sahip olan Mustafa Kemal komutasındaki Türk kuvvetleri yurdu işgal etmiş olan Müttefik kuvvetlere karşı bir İstiklal mücadelesi vermişler ve sonunda bütün cephelerde zaferler kazanmışlardır. 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla, hem bu zafer hem de bu zaferin ürünü olan yeni Türk devleti tüm dünyaca tanınmıştır. Mustafa Kemal, yeni, sağlam ve dinç bir devlet kurmuştur. 29 Ekim 1923 tarihinde, yeni Türk Devletinin idare şeklinin Cumhuriyet olduğunu ilan etmiştir. Ve Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.

Atatürk'ün Ölümü

Atatürk ülke içerisinde sık sık seyahat etmektedir. Gemlik ve Bursa gezileri esnasında Atatürk soğuk alır. Tedavi olmak ve dinlenmek üzere İstanbul'a geri döner. Ama, ne yazık ki hastalık ciddidir. 10 Kasım 1938 tarihinde saat 9.05'te tüm çabalara rağmen çok sevdiği halkından ayrılmak zorunda kalır. Ama insanlarının gözünde ölümsüzlük kazanmıştır. Öldüğü andan itibaren, çok sevilen ismi ve hatırası, çok sevdiği halkının kalbinde yerini almıştır. O bir kumandan olarak birçok savaş kazanmış, bir lider olarak kitleleri etkilemiş, bir devlet adamı olarak başarılı bir yönetim sergilemiş ve nihayet bir devrimci olarak bir toplumun sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve hukuki yapısını kökten değiştirmeyi başarmış; dünya tarihindeki en üstün şahsiyetlerden birisi olmuştur.Tarih onu Türk ulusunun en şerefli evlatları ve insanlığın en büyük liderleri arasında sayacaktır.